Tüp Bebek Gebeliği


Tüp bebek gebeliği özlemle ve zor elde edilmiş olması dışında doğal gebelikten hiçbir farkı yoktur. Gebelik kaybını da içerebilen olumsuzluklar aşağıda sıralanmıştır.

  1. HCG değerlerinde düşüklük: Transferden 9 gün sonra kanda bakılan bir testtir. İlk bakıldığında 100 IU civarında olan değer gün aşırı en az 2 kat yükselmesi gereklidir. HCG değeri  50 altında başlayan veya 2 katına yükselmeyen hastalarda kayıp riski yüksektir. Bu duruma kimyasal gebelik denmektedir. Çoğu zaman müdahale edilmeden kanama ile kaybolmaktadır.

  2. Boş kese gelişimi: İlk kan testinden yaklaşık 10 gün sonra vajinal ultrasonla muayenede, gebelik kesesi, 20 gün sonra ise içinde yaklaşık 6-7 mm boyundaki embriyo ve kalp hareketlerini gözlemlememiz gereklidir. Kan değerleri istendiği gibi olsa da %10 hastada kese içerisinde bebeğin oluşmadığı gözlenir. Embriyodaki genetik veya yapısal kusurların buna sebep olduğuna inanılmaktadır.

 

3.      Kalp atımlarında kayıp: Önceki kontrolde kalp atımları izlenirken sonrasında kaybı anlamına gelir. Embriyodaki genetik veya yapısal kusurların yanında rahim içerisinde beslenmeyi azaltan perde gibi yapısal sorunların veya pıhtılaşma bozukluklarının bu duruma yol açabileceğine inanılmaktadır.

 

4.      Gebelikte kanama: Çoğu zaman zararsız olan bu durum düşük tehdidi olarak algılandığı için korku yaratmaktadır. Plasenta yerleşim yerindeki ufak damarlardan kaynaklanan bu durumda yatak istirahati ile beraber ek progesteron içerikli ilaçlar sıklıkla kullanılmaktadır. Düşükle sonuçlanması çok nadirdir.

 

5.      Sağlık taramaları: Kansızlık, şeker hastalığı, hipertansiyon, tiroit hastalıkları gibi gebelik sürecini etkileyen olumsuzluklar taranır.Her ay tansiyon ve kilo ölçümü yapılmalı, üç ayda bir, şüpheli durumlarda ise daha sık olmak üzere kan sayımı ve idrar testi yapılmalıdır. 26'ncı haftada ise 50 gr şeker yükleme testi ile gizli şeker taraması yapılmaktadır. Şüphe olduğunda ise geçirilmiş enfeksiyon testlerine bakılmalıdır.

 

6.      Genetik ve yapısal anormalliklerin tespit edilmesi: Ultrason en büyük yardımcıdır. Ultrason kontrollerinde  en kritik hafta ise 20'nci haftadır.

Ayrıca 12-13'üncü haftalarda yapılan ikili ve 16-17'nci haftalarda yapılan dörtlü testlerle özellikle Down sendromu taraması yapılır. Bu testlerde risk artışı çıktığı taktirde “anne kanında fetal DNA testi” veya amniyosentez (anne karnından bebeğin su kesesinden iğneyle sıvı örneği alınması) önerilerek teşhis kesinleştirilmektedir. Amniyosentez işleminde gebelik kayıp riski olabileceği için öncelikle fetal DNA testini önermekteyiz.

 

7.      Erken doğumun önlenmesi: İkiz gebelikler bu riski 3 kat arttırmaktadır. Özellikle 20'nci haftada vajinal ultrasonla rahim boynunun ölçümü yapılarak yetersizlik olmadığı kanıtlanmalıdır. İkiz gebelikte bu kontrolü her ay kontrolde önermekteyiz. Normalde 4 cm olması gereken bu uzunluk 2 cm seviyelerine düştüğü o bölgeye gebelik sırasında güçlendirici amaçlı serklaj dikişi ile önlenebilmektedir.

8.       Doğum tipinin seçilmesi: Normal doğuma engel bir durum değildir. Zor ve zahmetli elde edilmiş olmasından dolayı sezaryen daha çok tercih edilmektedir.